Kiraz kızı Safiye
Tırnaklarımın içindeki toprağı temizlemeden yazıyorum bu yazıyı. Ben dün gece, bir roman karakteri olarak yazsam kimsenin gerçek olabileceğine inanmayacağı "Bu kadar günahsızı olmaz!" deyip, kurgu olarak kabul edeceği insanı kaybettim. "Acıtır" demiştim, bir gün böyle bir haber aldığım zaman. Acıttı da... Fakat detaylı düşünmemişim. O acının yerini kocaman, kaotik bir boşluk kaplıyormuş, bilememişim. İçinde belirli bir duygu barındırmamasına rağmen hacmi olan bir nötrlük oturacakmış göğsümün tam ortasına, düşünememişim. Öyle plansız, şekilsiz, düzensiz yerleşti ki oraya... Otoparkta yanlış park ettiği için yanına araba giremeyen boşluk gibi. Rahatına düşkün, yeri geldiğinde çirkefleşen bir boşluk. Gel dedim, sana bir duygu, düşünce tanımlayalım. Olmaz dedi, ben olduğum şekilde memnunum. Tamam olur, peki. O zaman gel yerini ayarlayalım, bak yanına sığdıramıyorum kimseyi... Olmaz dedi, boşuna uğraşma, ben yerimden istediğim zaman kalkarım! Bencilce olduğunu bile b...